Bugun...


Adana'da eğitim sendikaları Öğretmenlik Meslek Kanunu nedeniyle eylem yaptı
Tarih: 02-10-2024 19:14:29 Güncelleme: 02-10-2024 19:14:29 + -


Adana’da eğitim sendikaları Öğretmenlik Meslek Kanunu nedeniyle eylem yaptı.

facebook-paylas
Tarih: 02-10-2024 19:14

Adana'da eğitim sendikaları Öğretmenlik Meslek Kanunu nedeniyle eylem yaptı

Adana’da  eğitim sendikaları Öğretmenlik Meslek Kanunu nedeniyle eylem yaptı.

 

Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, Anadolu Eğitim Sendikası, TEÇ-SEN ve Öğretmen Sendikası temsilcileri tek tek söz alarak konuşma yaptı.

Eğitim İş 1 Nolu Şube Başkanı Hatice Hazar, Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), eğitimin bileşenlerinin görüşlerini almadan masa başında hazırladığı Öğretmenlik Mesleği Kanunu (ÖMK) geçen yasama dönemi sonunda TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandığını ve kanunun ilk 22 maddesi bütün eleştiri ve itirazlara rağmen kabul edildiğini söyledi.

Eğitimin ana bileşenlerinden birisi olan eğitim ve bilim emekçilerini yok sayan, taleplerine ısrarla kulak tıkayan MEB, sürecin başından bu yana bildiğini okumaya devam etmeyi sürdürdüğünü dile getiren Hazar, “Eğitim sendikalarının, halen görevde olan ve atama bekleyen bir milyonu aşkın öğretmenin taleplerini yok sayan ÖMK’ye yönelik eleştiri ve önerilerimizin ısrarla görmezden gelinmesi bizler açısından kabul edilemez bir durumdur. Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran ve emeğimizi değersizleştiren, ekonomik, sosyal ve mesleki sorunlarımıza çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, özlük haklarımızı zayıflatan, çalışanlar arasında ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren bir içeriğe sahip olan ÖMK’nin TBMM gündemine yeniden geleceği açıklanmıştır. Bugün burada Öğretmenlik Mesleği Kanunu teklifi ile ilgili itirazlarımızı sizlerle paylaşmak için toplandık. Bu teklif, öğretmenlerin mesleki haklarını güvence altına almak bir yana, bizi daha da zor şartlar altına sürükleyecek hükümler içermektedir” dedi.

 

 Kanuna dair temel itirazlarını sıralayan Hazar.soerini şöyle sürdürdü;

“Meslek Kanunu Tanımı Yanıltıcıdır: Bu kanun teklifi, öğretmenlik mesleğini tanımlamıyor; bir meslek kanunu niteliği taşımıyor. Öğretmenliğin temel özellikleri, görev ve sorumluluklar, mesleki haklar, sosyal haklar, örgütlenme özgürlükleri gibi konular hiçbir şekilde kapsamda yer almıyor.

Anayasa Mahkemesi Kararları Göz Ardı Edilmiştir: Daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen hükümler yeniden düzenlenmeden teklifte yer alıyor. Özellikle aday öğretmenlik süreci, bu sefer hazırlık eğitimi adı altında güvencesiz bir hale getirilmiştir.

Unvan Ayrımı Kabul Edilemez: Uzman öğretmen ve başöğretmen unvanları, görevde herhangi bir yetki farklılaştırması olmadan korunmuştur. Meslek kıdemi esas alınarak yapılan ücret düzenlemesi, tüm öğretmenlere unvan şartı aranmaksızın verilmelidir.

Eğitim Fakülteleri Suçlanıyor: Kanun teklifine göre Millî Eğitim Bakanlığı başarılı, eğitim fakülteleri ise başarısız olarak gösterilmektedir. Bu gerçek dışı bir iddiadır ve öğretmen yetiştiren kurumların itibarını zedelemektedir.

Öğretmenlik Mesleğini Güçlendirmiyor, Aksine Zayıflatıyor: Kanun teklifi, öğretmenleri otoriteye uygun şekilde seçmeyi amaçlamaktadır. Bu anlayış, öğretmenleri güçlendirmeyi değil, tam tersine zayıflatmayı hedeflemektedir.

Mesleki Güvence Yok, Güvencesiz İstihdam Var: Sözleşmeli, ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimleri bu kanun teklifiyle daha da yaygınlaştırılmakta, hazırlık eğitimi adı altında yeni bir güvencesizlik basamağı eklenmektedir.

Öğretmen Yetiştirme Sistemi Sapmıştır: Kanun teklifi, öğretmen yetiştirme sürecinde ciddi bir sapma içeriyor. Öğretmenlik lisans eğitimi üzerine kısa süreli bir eğitimle mesleği kazanma öngörülüyor, bu da öğretmenliğin niteliğini düşürecektir.

Öğretmenlerin Hakları Görmezden Gelinmiştir: Bu kanun teklifinde öğretmenin hakları yoktur. Görev ve sorumluluklar detaylandırılırken, öğretmenin sosyal hakları, kürsü dokunulmazlığı, dinlenme ve tatil hakları gibi konular yok sayılmıştır.

Milli Eğitim Akademisi’ni Kabul Etmiyoruz: Öğretmenlik, öğretmen yetiştiren kurumlarda edinilen beceri ve bilgiye dayalı bir uzmanlık mesleğidir. Öğretmenlik mesleğini, sadece MEB’in belirleyeceği hazırlık eğitimine dayandıran bu anlayışı reddediyoruz. 

Bu gerekçelerle bizler eğitim alanında örgütlü sendikalar olarak, yeniden TBMM gündemine getirilecek olan kanun teklifine itiraz ediyoruz.”

 

 Eğitim İş 2 Nolu Şube Başkanı Sema Akgün ise, öğretmenlerin taleplerini şöyle sıraladı;

 “Unvanlarda ayrıştırmayı kabul etmiyoruz! Kıdem yılına göre tüm öğretmenlere ödemeler yapılmalı, bu ödemeler emekliliğe yansıtılmalıdır.

Milli Eğitim Akademisi’ni kabul etmiyoruz! Öğretmenlik diploması esastır, başka bir yapıya ihtiyaç yoktur.

ÇEDES gibi protokollerle öğretmenlik mesleği dışında bizlere dayatılan görevleri kabul etmiyoruz! Öğretmenler kanunda belirtilen asli görevlerini yapmalı, kanunlarda açıkça yazdığı gibi okullarda öğretmenler dışında hiç kimse eğitim öğretim hizmeti vermemelidir. 

Disiplin hükümleriyle baskılanmak istemiyoruz! Haklarımızı kısıtlayan ve bizleri keyfi ceza uygulamalarıyla baş başa bırakacak olan her türlü düzenlemeye karşıyız.

Özel sektör öğretmenlerinin ücretleri güvence altına alınmalıdır! Taban maaş yasasıyla, kamu-özel farkı ortadan kaldırılmalıdır.

Güvencesiz istihdamı reddediyoruz! Ücretli, sözleşmeli değil, kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

Meslek Kanunu’nda haklarımız ve taleplerimiz olmalıdır! Bu teklif, sadece görev ve sorumluluklardan bahsederken, öğretmenin haklarını ve taleplerini görmezden geliyor.

ÖMK kanun taslağı gerek hazırlanış biçimi gerekse sınırlı içeriği açısından meslek kanunu olmaktan çok uzaktır. Öğretmenlik mesleği gibi 17 milyonu aşkın öğrencinin eğitim hakkını ve bir milyonun üzerindeki öğretmenin mesleğini, çalışma koşullarını, ekonomik ve özlük haklarını böylesine sığ ve dar bir çerçevede düzenlemekte ısrar etmek doğru değildir. 

MEB gerçek bir meslek kanunu hazırlamak istiyorsa ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ metni esas alınmalıdır. Sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmek amaçlanmalı, mevcut hakları koruyan, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanunu hazırlanmalıdır. Siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı sesimizi duymalı, taleplerimize kulak vermelidir “

 

Eğitim-Sen Şube Başkanı Fatih Toprak, öğretmenlerin haklarını elinden alan ve mesleği itibarsızlaştıran bu kanuna itiraz ettiklerini belirtti. Fatih Toprak, Bilindiği üzere Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), eğitimin bileşenlerinin görüşlerini almadan masa başında hazırladığı Öğretmenlik Mesleği Kanunu (ÖMK) geçtiğimiz yasama dönemi sonunda TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanmış ve kanunun ilk 22 maddesi bütün eleştiri ve itirazlara rağmen kabul edilmiştir. Orada itirazlarını yükselten eğitim emekçileri haklarını aradıkları, meslek onurlarına sahip çıktıkları için darp edilmiştir” diye ifade etti.

Fatih Toprak, Bir meslek kanunu o meslekte çalışan emekçilerin özlük haklarını, ekonomik haklarını, sosyal haklarını korumaya yönelik olmalı, ayrımcılığı değil eşitliği, güvencesizliği değil güvenceli kadrolu çalışmayı savunmalıdır. Ancak önümüze konulan bu kanun bir meslek kanunu değil eğitim emekçilerinin var olan haklarını elinden almaya yönelik yapılmış maddeleri içermektedir. Bizler bizi korumayan bir kanun istemiyoruz” dedi.

Toprak basın açıklamasında kanunun şiddeti azaltmadığına değinerek şunları söyledi: “10 Mayıs 2024’ü hatırlayın arkadaşlar. O gün tüm iş yerlerini boşaltarak alanda öğretmene şiddete son diyerek bir araya geldik. Bu kanun bize gelen şiddeti azaltacağı yerde psikolojik şiddeti arttıran bir kanundur. Eğitim emekçileri olarak bizleri korumayan mesleğimizi itibarsızlaştıran kanuna itiraz ediyoruz.  Bu kanun ilk çıktığı andan itibaren öğretmenleri ayrıştırmaktadır. Başöğretmen, uzman öğretmen, öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen ve özel sektör öğretmenleri olarak aynı işi yapan ama ayrı isimlerle karşı karşıyayız. Bu; eşit işe eşit ücret kavramına karşı olduğu gibi eğitim emekçilerini ekonomik olarak ayrıştırmaktadır. Milli Eğitim Temel Kanununda belirtildiği gibi her öğretmen kendi alanının uzmanıdır. Ancak bu kanun Milli Eğitim temel kanunu hiçe sayarak yıla göre isimlendirme yapmaktadır. Sözleşmeli, ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimleri bu kanun teklifiyle daha da yaygınlaştırılmakta, hazırlık eğitimi adı altında yeni bir güvencesizlik basamağı eklenmektedir. Bizle güvenceli bir gelecek ve eşit işe eşit ücret istiyoruz. Unvanlarda ayrıştırmayı kabul etmiyoruz! Kıdem yılına göre tüm öğretmenlere ödemeler yapılmalı, bu ödemeler emekliliğe yansıtılmalıdır.”

 

Fatih Toprak, “Bu kanun ile Eğitim Fakülteleri yok sayılmış, alınan diplomalar verilen emekler hiçe sayılmıştır. Öğretmen yetiştiren akademik kurumlar; bilimsel eğitimi savunan akademilerdir. Öğretmenlerin az bir ücret karşılığı birilerinin iki dudağı arasında iş sahibi olmasını bekleyecekleri akademiler değildir. Öğretmenlik diploması esastır, başka bir yapıya ihtiyaç yoktur. Milli Eğitim Akademisi’ni kabul etmiyoruz!

Öğretmenlik mesleği gibi 17 milyonu aşkın öğrencinin eğitim hakkını ve bir milyonun üzerindeki öğretmenin mesleğini, çalışma koşullarını, ekonomik ve özlük haklarını böylesine sığ ve dar bir çerçevede düzenlemekte ısrar etmek doğru değildir” şeklinde konuştu.

Toprak basın açıklanmasını sonlandırırken şunları söyledi: MEB gerçek bir meslek kanunu hazırlamak istiyorsa ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ metni esas alınmalıdır. Sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmek amaçlanmalı, mevcut hakları koruyan, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanunu hazırlanmalıdır. Siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı sesimizi duymalı, taleplerimize kulak vermelidir






FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
YUKARI