Bugun...



Rafet Kaya’dan, emeklilerin sorunları çözüm çağrısı

Tüm Emekliler Derneği Adana Çukurova Şube Başkanı Rafet Kaya, emeklilerin sağlık hizmetlerinden toplu ulaşıma, artan yaşam maliyetlerinden sosyal yaşam alanlarına kadar birçok konuda ciddi mağduriyet yaşadığını belirterek yetkililere çözüm çağrısında bulundu.

facebook-paylas
Tarih: 13-08-2026 11:54

Rafet Kaya’dan, emeklilerin sorunları çözüm çağrısı

Tüm Emekliler Derneği Adana Çukurova Şube Başkanı Rafet Kaya, emeklilerin sağlık hizmetlerinden toplu ulaşıma, artan yaşam maliyetlerinden sosyal yaşam alanlarına kadar birçok konuda ciddi mağduriyet yaşadığını belirterek yetkililere çözüm çağrısında bulundu.

Gazeteci Bayram Bulut'un sorularını yanıtlayan Kaya, emeklilerin sağlık alanında yaşadıkları sıkıntıları anlatarak sözlerini başladı. Emeklilerin ilaç katkı parası ödemelerinin kaldırılması gerektiğini belirten Kaya, “Şimdi ilaç katkı payı diyoruz. Bunu da söylemek istiyorum. Nedir bu ilaç katkı payı? Yazık, günah. Emeklimiz gidiyor, bir görüntüleme için bile aylarca bekletiliyor. Tetkikler için üç ay, dört ay sonrasına gün veriliyor. Yahu kardeşim, sen bu emekliye, bu vatandaşa, bu halka ne diyorsun? ‘Üç ay, dört ay yaşayabilirsen yaşa, yaşayamazsan öl.’ Böyle bir şey olmaz” dedi.

Emeklilere yönelik sağlık hizmeti veren bir alanın oluşturulması gerektiğini belirten Kaya, “Biz de diyoruz ki; nasıl hastanelerde 65 yaş üstüne öncelik tanınıyorsa, hastanenin bir köşesinde emeklilere yönelik bir hizmet alanı oluşturulsun. Emeklinin şekeri var, tansiyonu var, çeşitli sağlık sorunları var. Hızlı bir şekilde muayenesi yapılsın. Bu yapılmıyorsa da tetkiklerine üç ay, beş ay, altı ay sonrasına gün verilmesin kardeşim. Biz yapılan işi de söylüyoruz, yapılmayanı da söylüyoruz” diye konuştu.

Su faturalarının aşırı yüksek gelmesini eleştiren Kaya, bu faturaların düşürülmesini talep etti. Kaya, elektriğe yapılan devlet desteğinin emekliler için önemine de vurgu yaparak, “Bir de elektrikte yapılan desteği devlet sakın ola sakın kaldırmasın. Su faturasıyla elektrik faturası yarışır hâle geldi. Yaşamadığın olay sana ait değildir derler ya; bin 100 lira su faturası olur mu? Hani Adana'mız suyu bol olan güzel bir şehirdi? Ne oldu? Nereye gidiyoruz?” şeklinde konuştu.

Emeklilerin birlik beraberliği konusuna vurgu yapan Kaya, “Biz birbirimizi kollamazsak, insanlarımızı elimizin tersiyle itersek, birlik ve beraberliğimizi sağlayamazsak buradan öteye gidemeyiz. Biz kimseye kötülük yapalım demiyoruz. Bizim emeklimizin ne bedeninde ne de zihninde kötülük vardır. Öyle veya böyle, bu ülkede önümüzdeki günlerde bir seçim var. Ben de diyorum ki; emeklinin bu seçimde oyunu rahat kullanabilmesi, seçimlerin ikinci ya da üçüncü tura kalmaması için emeklinin meselelerini çözüme kavuşturun. Bizim öyle birbirinden değerli emeklilerimiz var ki seçim zamanı geliyor ve bize soruyorlar: "Başkanım, biz kime oy verelim?" diyorlar. Biz kimseyi herhangi bir kişiye ya da partiye yönlendiremiyoruz. Diyoruz ki; "Kardeşim, gözün görüyor, aklın eriyor. Kim emeklinin sorunlarını çözmeye çalışıyorsa, kim emekliyle ilgileniyorsa oyunuzu ona verin” ifadelerini kullandı.

Kaya emekli evleri konusunda görüşlerini aktararak, “Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız bize geçmişte bir söz vermişti. Çeşitli illerde, örneğin Burdur'da, Isparta'da ve başka şehirlerde emekli lokalleri var. İçerisinde çay ocağı, berber, kafe ve düğün yapılabilecek alanlar bulunuyor. Böyle bir yer talep etmiştik. Ancak Sayın Başkanımız bunu hayata geçiremedi. Şimdi yerine vekâlet eden kardeşimize de diyoruz ki; "O yapamadıysa sen yap." Bunu sadece bizim derneğimize ver demiyoruz. Tüm emeklilere hizmet edecek şekilde planlayın. Nasıl parkların içinde çeşitli alanlar oluşturduysanız, üç-dört tane de emekliler için yapın. Birini bize, birini diğer derneğe, birini de başka emekli kuruluşlarına verin diyoruz. Bu çağrıyı da yapmadan geçemeyeceğiz” dedi.

Rafet Kaya sözlerini şöyle sürdürdü;

“Bu arada Çukurova Belediyesine de özel bir çağrım var. Geçmişte de aynı ifadeleri kullanmıştım, bugün de söylemekten imtina etmeyeceğim. Şimdi emekli dinlenme evleri yapılıyor. Ancak buralara kaç emekli gidebiliyor? Ben diyorum ki; bu kadar çok küçük emekli evi yapmak yerine üç-dört tane daha kapsamlı, daha büyük tesis yapın. Bu tesisleri de emeklilerin ücretsiz kullanabileceği şekilde düzenleyin. Bu emekliler yıllarca çalışmış, bu ülkeye hizmet etmiş insanlar. Meclisten gerekli karar çıkarılsın, 49 yıllığına emeklilere tahsis edilsin. Emekli gittiği zaman, "Burası bizim." diyebilsin. İşte bizim talebimiz budur.

Türkiye'de, siz de takdir edersiniz ki 17 milyon emeklimiz var. Bizim derneğimizin Türkiye genelinde 1 milyon 200 bin üyesi var. Ben emeklilerimize buradan, sizin aracılığınızla şu çağrıyı yapmak istiyorum:

"Arkadaşlar, güzel kardeşlerim, gelin birlik ve beraberliğimizi sağlayalım. Yüzde 51 çoğunluğu bulalım. Biz de sendikalar gibi, en azından hakkımızı vermeseler dahi orada söz söyleme hakkına sahip olalım."

Büyükşehir Belediyesine bir konuda da teşekkür etmek istiyorum. Şimdi biz az önce dedik ki; doğrunun yanındayız, yanlışın karşısındayız.

Hakikaten bu Ramazan ayında dul ve yetim maaşı almakta olan bacılarımız var. Bazıları geliyor, "Dolmuş parası bile bulamıyorum. Dolmuşa verecek param yok." dediği zaman ben üzülüyorum. Eve gittiğim zaman başımı yastığa koyduğum zaman yatamıyorum. Huzursuz oluyorum. Buradan herkese duyurulur. Bu ülkenin yükünü sırtlayanlara, bu ülkeyi yönetenlere, genel anlamda hepsine söylemek istiyorum: Ya bunlara çare olalım. Büyükşehir bu sene bir şey yaptı. Neydi o? Derman diye bir kuruluş var. İsmini de vereyim. Özel kalem müdürlüğündeki arkadaşlarımız bize bir öncelik verdi. Bu önceliğin neticesinde, sanıyorum ki sayısal rakam söylemek istemiyorum, birçok insanımızın sorununa çare olmaya çalıştık. Bin liralık çek verdiler.Verirken ben çalışanların veya belediyenin hatası olduğunu düşünmüyorum. Diyorum ki bir dahaki sefere bu çeki verirken çok iyi takip edin ki içinde boş çıkan olmasın. Bu sizi de yaralar. Yazık, günah.”

Emeklilere verilen maaşın göze battığını ancak milletvekili, bakanların yüksek emekli maaşlarına kimsenin dikkat çekmediğini anlatan Kaya, “Bir de milletvekili maaşları olayı var. Onların maaşları var. Artı milletvekili emeklilerinin maaşları var. Artı üç aylık bakanlık yapanlar da tekrar maaşa bağlanıyor. Bariz bir durum. Ama emekliler nedense yük olarak görülüyor. Bunlar hakkında kimse bir şey söylemiyor.  Geçmişte insanları emekli ettiler. Emekli ettikten sonra da "Bunlar ülkeye yük." dediler. Emekliye şunu dediler, bunu dediler. Ben de diyorum ki; ya kardeşim, bunların bu hâlini görmemek için hesap uzmanı olmaya gerek yok ki. Bunu emekli eden sensin. Bu maaşı veren sensin. Şimdi de yük diyen yine sensin. Böyle bir şey olmaz. Bakın, Mecliste kimsenin aldığı maaşta gözümüz yok. Ama bir yere akıtıp bir yere bakmamak olmaz. Böyle bir şey olmamalı. Biz diyoruz ki; bugün Mecliste 600 milletvekilimiz var. Biz "Bunu 400'e düşürün, 300'e düşürün." demiyoruz ama sayısal rakamın düşmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Şimdi emekli her alanda, her yerde olmalı diyoruz. Yerelde de genelde de. Birileri de çıkıp diyor ki: "Ben emekliyim, seni temsil ediyorum." Ben de o beyefendiye, o kardeşime soruyorum: Sen emeklinin düştüğünü ne zaman söyledin? Ne zaman emeklinin sorunlarını dile getirdin? Ne zaman emeklinin ismini andın? Ama kendi meselene geldiği zaman her şeyi yapıyorsun. Bunun dışında bir şey olmuyor. Birilerine şunu da söylemek istiyorum. Meclise birtakım öneriler getiriyorlar. Sonra da "Şunlar vermedi, şu oldu, reddedildi." diyorlar. Ben onlara diyorum ki; ya kardeşim, bunu meclise getirmeden önce ön çalışmasını yapın. İlgili kişilerle görüşün. Ondan sonra Meclise getirin” diye konuştu.

Kaya sözlerine şöyle devam etti;

“Şimdi bizim Genel Başkanımız Satılmış Çalışkan, Allah işini gücünü rast getirsin, kırk kişiye özel mektup yazdı, dilekçe gönderdi. "Şu şu konuları halledin." dedi. Ben de diyorum ki; bunu sadece yazıyla bırakmayın. Siz götürün, bizzat teslim edin. Kişinin adını, soyadını da alın. Bunu görüntülü ve yazılı basınla kamuoyuna deklare edin. Biz, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ifade ettiği gibi, zamanı geldiğinde kenara çekilmeyi bilen insanlarız. Koltuğa yapışıp kalanlardan değiliz. Benim koltuk sevdam da yok, makam hevesim de yok.”

Emeklilerin küçük iyileştirmelerde bile sevine bildiğini dile getiren Kaya, “Biz de imkânlarımız ölçüsünde her Ramazan ayında, bazen 500 kişiye, bazen 300 kişiye yardım etmeye çalışıyoruz. Ancak para yardımı yapmıyoruz. Niye para yardımı yapmıyoruz? Çünkü para yardımı yapsak nereye harcanacağını bilemeyiz. Ama alışveriş çeki verdiğimiz zaman evin ihtiyacı neyse onu alıyor. Geçmişte gıda paketi yaptırıyordum. Bir gün paket dağıtmaktan vazgeçtim. Niye? Çünkü senin elinde üç paket makarna var. Üç paket daha verirsen onu başkasına vermeye çalışıyorsun. Ama alışveriş çeki verdiğimiz zaman evin hangi ihtiyacı varsa onu alıyor. Elinde kalıyor. Bence doğru olan da bu. Şimdi diyoruz ki; bugünkü belediye bunu yapamaz mı? Su indirimi yapın dedik. Ne yaptı biliyor musunuz? Yüzde 40 indirim yaptı. Bugün engellilere elektrikte ve çeşitli alanlarda indirim uygulanıyor. Ben de bu ülkeyi yönetenlere, yerelde de genelde de şunu söylüyorum. Emekli illa bir yerden düşüp kolunu bacağını mı kıracak? Burnunu mu kıracak? Engelli mi olması gerekiyor? Emekli de adı üstünde, bu ülkeye karşı bütün görevlerini yerine getirmiş insan. Şimdi bu insanlara karşı görevini yerine getirmek size düşüyor. Siz yapacaksınız, siz yardımcı olacaksınız” dedi.

 Kademeli emeklilik konusunda görüşlerini aktaran Rafet Kaya, “EYT sonrasında da beklenti var. 2000 sonrası için kademeli emeklilik konusunda bir çalışma olduğu söyleniyor. Görüntülü ve yazılı basından, sosyal medyadan takip ediyoruz. Eğer kademeli emekliliği hak etmiş bir kardeşimiz varsa, emekli olsun. "Emekli sayısı artarsa bu ülkeye yük olur." diye düşünmesinler. Çünkü emekli vergisini peşin vermiş, primini yatırmış, devlete karşı bütün sorumluluklarını yerine getirmiş insandır. Seçime yakın dönemlerde insanların ağzına bir parmak bal çalar gibi "Kademeli emeklilik geliyor, şu emekli olacak, bu emekli olacak." demek yerine, hak eden insanları emekli edin. "Gençtir, yaşı küçüktür." gibi gerekçeler ileri sürülmemeli” diye konuştu.

Avrupa’daki çalışma şartları ile Türkiye’deki çalışma şartlarının aynı olmadığını dile getiren Kaya, “Avrupa ülkelerinde emeklilik yaşı yükseltildi. Ama oradaki çalışma şartları bizim ülkemizle aynı değil. Bizde organize sanayi bölgelerindeki fabrikalara gidin, bakın. İnsanlar 12 saate varan vardiyalarla çalışıyor. İnanın, makinenin başında bir kaza geçirecek diye korkuyoruz. Niye? Çünkü insanlar 12-13 saat yoruluyor. Adeta robot gibi çalıştırılıyorlar, dinlenme fırsatı bulamıyorlar. Bunları göz önüne getirdiğimiz zaman, aslında Türkiye'de emeklilik yaşının yükseltilmesi değil, mevcut yaştan daha aşağı çekilmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

 

 




Kaynak: İLKHABER GAZETESİ




FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI