|
Tweet |
İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Adana Temsilciliği ve Akdeniz Adana Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AATUHAY-DER) İle birlikte hazırladıkları gözlem ve değerlendirme raporunda, Kürkçüler F Tipi ve Suluca 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevlerinde 2025 yılı Haziran-Eylül döneminde tespit edilen ağır hak ihlallerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklama, İHD Adana Şubesi’nde gerçekleştirildi. Rapor, tutukluların gelen yüz yüze görüşmeler, mektuplar ve başvurular sonucunda oluşturuldu.
Raporda, Suluca 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki mahpuslar, en temel sağlık hakkının engellendiğin belirtildi. Açıklamayı okuyan Aziz Sarı, tutukluların hastaneye götürülmeden önce ağız içi aramasına zorlandığı, bu uygulamayı kabul etmeyenlerin sevklerinin yapılmadığı ve disiplin cezası verildiği aktardı.
Hazırlanan raporda Kürkçüler F Tipi ve Suluca 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Hapishanelerde sağlık hakkının gaspı, çıplak arama, keyfi infaz yakmalar, Kürtçe yazışmaların engellenmesi ve ideolojik sorgulamalar gibi ihlallerin sürdüğü kaydedildi. İnsan hakları örgütleri, tecridin koşulsuz kaldırılmasını, işkence ve kötü muamelenin son bulmasını, anadilde iletişim hakkının tanınmasını ve ağır hasta mahpusların serbest bırakılmasını talep etti. Açıklamada, “Hakikatle yüzleşmeden adalet ve barış mümkün değildir” denilerek, toplumsal barışın halkların eşitliği ve adalet temelinde inşa edilmesi gerektiği vurgulandı.
“Ağız içi arama tedaviyi engelliyor”
Raporda en dikkat çeken husus, mahpusların hastaneye sevk edilmeleri öncesinde ağız içi araması yapılmasının dayatılması oldu. Bu uygulamayı kabul etmeyen mahpusların hastaneye götürülmediği, bu nedenle ciddi sağlık sorunları yaşayan birçok kişinin tedavi olamadığı belgelendi. Mahkumlardan E.A., "Ağız içi aramayı kabul etmezsen hastaneye götürülmüyorsun. Bu nedenle tedavilerim aksıyor" ifadelerini kullandı. Doktorların mahkumlara yönelik "ayrımcı ve ırkçı" tavırları da iddialar arasında.
Fiziksel ve psikolojik kötü muamele
Mahpuslar, cezaevi personeli tarafından fiziksel temas olmaksızın provokatif davranışlara, hakaretlere ve psikolojik tacize maruz kaldıklarını belirtti. Ayrıca, cezaevine girişte veya sevkler sırasında çıplak arama yapıldığına dair ciddi iddialar raporda yer aldı.
Ağır tecrit ve izolasyon koşulları
Her iki cezaevinde de mahpusların büyük çoğunluğu "kuyu tipi" olarak tabir edilen, pencereleri sık tellerle kaplı, gün ışığı ve hava sirkülasyonunun neredeyse olmadığı tek kişilik hücrelerde tutuluyor. Mahpuslar, günde 23 saat bu hücrelerde geçirirken, sadece 1 saat aynı koridordaki 4-6 mahpusla ortak havalandırmaya çıkabiliyor.
Temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sorunlar
Mahpuslar, içme ve temizlik suyunun kotalı, kireçli, kokulu ve hijyenik olmadığını, sık sık kesintiler yaşandığını belirtti. Temiz su ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kantinden yüksek fiyatlarla su almak zorunda kaldıklarını ifade ettiler. Yemeklerin besin değeri düşük, porsiyonların yetersiz ve hijyenik olmadığı, yemek saatlerinin ise son derece düzensiz olduğu kaydedildi.
Mahpusların haftalık 10 dakikalık telefon görüşme hakkı olduğu, ailelerinden gelen mektup ve kargoların keyfi şekilde alıkonulduğu veya geciktirildiği tespit edildi. Mahpusların yanlarında bulundurabileceği kitap sayısının 7 ile sınırlı olduğu, Kürtçe kitapların ise "yasak" denilerek verilmediği iddia edildi.
Keyfi disiplin cezaları ve hukuki süreçler
Koridorları yıkamayı reddetmek gibi gerekçelerle mahpuslara sık sık disiplin cezası verildiği, bu cezalara yapılan itirazların ise gerekçe gösterilmeden ve incelenmeden "seri bir şekilde" reddedildiği belirtildi. Bu durumun mahpusların infaz sürelerinin uzamasına ("infazın yanmasına") neden olduğu vurgulandı.
Öneriler ve çağrı
Raporun sonunda, ulusal ve uluslararası hukuka atıfta bulunularak acilen harekete geçilmesi çağrısı yapıldı. Başlıca öneriler şunlar,
“İnsan onuruyla bağdaşmayan ağız içi ve çıplak arama uygulamalarına derhal son verilmeli.
Hasta mahpusların tedavileri engellenmemeli, hayatlarını idame ettiremeyen ağır hasta mahpusların infazları ertelenmeli veya tahliye edilmeli.
Temiz su ve yeterli gıdaya erişim sağlanmalı.
Tecrit koşulları sona erdirilmeli, mahpusların sosyalleşebileceği ortak alan faaliyetleri artırılmalı.
Görevliler hakkında etkin soruşturma mekanizmaları işletilmeli ve bağımsız denetim mekanizmaları oluşturulmalı”