Bugun...



Eğitim Sen: Okullar ders ziliyle değil, çözümsüzlükle açılıyor

2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala Eğitim Sen Adana Şubesi, eğitim sisteminde yaşanan sorunlara ve velilerin artan eğitim masraflarına dikkat çekti. Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek, milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisinin yeni eğitim yılına ekonomik kriz ve yıllardır çözülemeyen yapısal sorunların gölgesinde girdiğini belirterek, eğitim harcamalarının özellikle dar gelirli aileler üzerindeki yükünün giderek ağırlaştığını söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 11-09-2026 13:06

Eğitim Sen: Okullar ders ziliyle değil, çözümsüzlükle açılıyor

 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala Eğitim Sen Adana Şubesi, eğitim sisteminde yaşanan sorunlara ve velilerin artan eğitim masraflarına dikkat çekti. Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek, milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisinin yeni eğitim yılına ekonomik kriz ve yıllardır çözülemeyen yapısal sorunların gölgesinde girdiğini belirterek, eğitim harcamalarının özellikle dar gelirli aileler üzerindeki yükünün giderek ağırlaştığını söyledi.

İmrek, Türkiye’de eğitim sisteminin kamusal hizmetlerin tasfiyesi, eğitimin piyasalaştırılması ve dinselleştirilmesi ile eğitim emekçilerinin güvencesizleştirilmesi politikaları nedeniyle ciddi bir kriz yaşadığını savundu. Okulların fiziki, hijyenik ve güvenlik sorunlarının devam ettiğini belirten İmrek, öğrencilerin okullarda ücretsiz ve sağlıklı bir öğüne ve temiz içme suyuna dahi erişemediğini ifade etti.

Eğitim emekçilerinin ise yoksulluk sınırının altında kalan ücretler, güvencesiz istihdam, Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun oluşturduğu hiyerarşi, norm kadro baskısı ve artan idari müdahaleler altında çalıştığını kaydeden İmrek, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu genelgenin de eğitimin temel sorunlarına çözüm üretmekten uzak olduğunu öne sürdü.

“Öğretmenin saygınlığı kıyafetiyle ölçülemez”

MEB’in eğitimin ekonomik ve pedagojik sorunlarına çözüm üretmek yerine önlük uygulaması, norm kadro baskısı, Millî Eğitim Akademisi üzerinden yapılmak istenen düzenlemeler ve “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” gibi uygulamalara ağırlık verdiğini savunan İmrek, öğretmenlerin ihtiyacının kılık kıyafet dayatması olmadığını söyledi.

İmrek, öğretmenlerin mesleki saygınlığının giydikleri kıyafetle değil, ortaya koydukları emek, mesleki özerklik, insanca yaşayabilecekleri ücret ve güvenceli çalışma koşullarıyla sağlanması gerektiğini belirterek, eğitim emekçilerini biçimsel kurallarla denetlemeye yönelik uygulamaları kabul etmediklerini ifade etti.

Norm kadro ve alan değişikliği tepkisi

Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen görevlendirilmesi ve Millî Eğitim Akademisi bünyesinde eğitime alınarak alan değişikliğine yönlendirilmesine de tepki gösteren İmrek, bunun eğitim emekçilerinin çalışma güvencesine müdahale olduğunu savundu.

Plansız öğretmen istihdamı, yanlış norm kadro politikaları ve idari hataların sorumlusunun öğretmenler olmadığını belirten İmrek, öğretmenlerin diplomalarını, branşlarını ve mesleki birikimlerini işlevsizleştirecek uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini dile getirdi.

“Maarif Modeli” eleştirisi

İmrek, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı verilen müfredatın kademeli olarak uygulanmaya devam ettiğini belirterek, Eğitim Sen olarak bu anlayışı kabul etmediklerini söyledi.

Bilimsel ve laik eğitimin temel ilkelerinden uzaklaşan, eleştirel ve sorgulayıcı düşünce yerine belirli değer ve ideolojik kalıpları merkeze alan bir eğitim anlayışına karşı olduklarını belirten İmrek, eğitim programlarının bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan bir anlayışla hazırlanması gerektiğini savundu.

“Kayıt parası alınmaması için okullara bütçe ayrılmalı”

Eğitim masraflarının veliler üzerindeki yüküne de dikkat çeken İmrek, her eğitim-öğretim yılı başında “kayıt parası alınmayacağı” yönünde açıklamalar yapıldığını, ancak okullara ihtiyaçları oranında doğrudan ve yeterli bütçe aktarılmadığı sürece bu açıklamaların karşılığının olmayacağını söyledi.

Kamu okullarının temizlik, güvenlik, bakım-onarım, kırtasiye, elektrik, su ve diğer temel giderlerinin merkezi bütçeden karşılanması gerektiğini belirten İmrek, okulların yeterli bütçeye sahip olmaması halinde okul yönetimlerinin velilerden bağış istemek zorunda kaldığını ifade etti.

İmrek, eğitimin finansmanının giderek ailelerin üzerine bırakılmasının parasız ve kamusal eğitim hakkını fiilen ortadan kaldırdığını savundu.

Eğitim masrafları cep yakıyor

2026-2027 eğitim-öğretim yılının veliler açısından ağır bir ekonomik yükle başladığını belirten İmrek, kırtasiye malzemelerinden okul çantasına, kıyafetten ayakkabıya, servisten beslenmeye ve yardımcı kaynaklara kadar pek çok eğitim harcamasında ciddi artış yaşandığını söyledi.

Eğitim Sen’in verilerine göre ilkokul düzeyinde 2024-2025 eğitim-öğretim yılında 1.800 ila 2.400 TL arasında olan eğitim harcamaları, 2025-2026 döneminde 2.800 ila 3.800 TL seviyesine yükseldi. 2026-2027 eğitim-öğretim yılında ise bu rakamın 4.200 ila 5.800 TL arasında olduğu belirtildi.

Ortaokullarda 2024-2025 döneminde 2.500-3.500 TL olan harcamaların 2025-2026 döneminde 4.000-5.800 TL’ye, yeni eğitim yılında ise 5.800-8.200 TL seviyesine ulaştığı kaydedildi.

Liselerde ise 2024-2025 döneminde 2.800-4.000 TL arasında bulunan başlangıç masraflarının 2025-2026 döneminde 4.000-5.800 TL’ye, 2026-2027 döneminde ise 6.500-9.500 TL’ye çıktığı ifade edildi.

Bir öğrencinin başlangıç maliyeti 14 bin 700 TL’ye çıkıyor

Kırtasiye, çanta, okul kıyafeti, beden eğitimi kıyafeti ve ayakkabı giderleri birlikte değerlendirildiğinde başlangıç maliyetlerinin daha da yükseldiğine dikkat çekildi.

Buna göre ilkokul öğrencileri için toplam başlangıç maliyeti 6.700 TL ile 9.600 TL arasında değişirken, ortaokul öğrencilerinde bu rakam 8.800 TL ile 12.700 TL arasında bulunuyor. Lise öğrencilerinde ise başlangıç maliyetinin 10.000 TL ile 14.700 TL arasına ulaştığı belirtildi.

Söz konusu rakamlara servis, ulaşım, beslenme, kantin, yardımcı kaynaklar ve eğitim yılı içerisinde ortaya çıkabilecek diğer giderlerin dahil olmadığı vurgulandı. Birden fazla çocuğu eğitim gören ailelerde ekonomik yükün daha da ağırlaştığı ifade edildi.

“Eğitim hakkı ailelerin gelirine bırakılamaz”

Ailenin gelir düzeyinin çocukların hangi eğitim materyaline ulaşacağını, nasıl besleneceğini ve nasıl bir eğitim alacağını belirler hale gelmesinin eğitim hakkının ihlali olduğunu savunan İmrek, çocukların eğitim hakkının ailelerin ekonomik durumuna bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Ekonomik krizin çocukların beslenmesi üzerinde de ağır sonuçlar yarattığını belirten İmrek, çok sayıda öğrencinin yeterli ve dengeli beslenemeden okula gittiğini ve okul saatleri boyunca sağlıklı bir öğüne ulaşamadığını ifade etti.

İmrek, okullarda ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanmasının bir yardım değil, çocukların temel hakkı olduğunu belirterek tüm öğrencilere ayrım gözetilmeksizin en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanması çağrısında bulundu.

Eğitim emekçileri de ekonomik darboğazda

Eğitim emekçilerinin de yoksulluk sınırının altında kalan maaşlarla ve sürekli eriyen satın alma gücüyle yaşam mücadelesi verdiğini belirten İmrek, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimlerinin kalıcı hale getirildiğini savundu.

Aynı işi yapan eğitim emekçilerinin farklı statü, ücret ve özlük haklarına mahkûm edilmemesi gerektiğini belirten İmrek, Öğretmenlik Mesleği Kanunu kapsamında öğretmenlerin “öğretmen”, “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” şeklinde hiyerarşik olarak ayrıştırılmasının öğretmenlik mesleğinin bütünlüğüne ve çalışma barışına zarar verdiğini öne sürdü.

İmrek, eğitim emekçilerinin ihtiyacının unvan yarışı değil; eşit işe eşit ücret, mesleki özerklik, güvenceli istihdam ve insanca yaşamaya yetecek ekonomik ve sosyal haklar olduğunu söyledi.

Eğitim Sen’den 10 maddelik çağrı

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek, siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunarak eğitim alanındaki sorunların çözülmesini istedi.

İmrek’in talepleri arasında tüm eğitim emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, güvencesiz istihdama son verilmesi, okullara ihtiyaçları oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılması, temizlik ve güvenlik başta olmak üzere yardımcı hizmetlerde kadrolu personel istihdam edilmesi yer aldı.

Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanmasını isteyen Eğitim Sen, temel kırtasiye ve eğitim materyallerinin ücretsiz verilmesini, ailelerin okul başlangıç masraflarının kamusal olarak karşılanmasını talep etti.

Sendika ayrıca kayıt parası ve zorunlu bağış uygulamalarına son verilmesi, okul servis ve ulaşım giderlerinin kamusal olarak desteklenmesi, yardımcı eğitim materyallerinin ücretsiz karşılanması, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başta olmak üzere bilimsel ve laik eğitim ilkeleriyle çelişen müfredat uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulundu.

Öğretmenlerin mesleki özerkliğine yönelik önlük, kılık-kıyafet, resen görevlendirme ve irade dışı alan değişikliği gibi müdahalelerin sona ermesini isteyen Eğitim Sen, eğitime ayrılan kamu kaynaklarının da artırılmasını talep etti.

“Eğitim sistemi mümkündür”

2026-2027 eğitim-öğretim yılına girerken tablonun açık olduğunu belirten İmrek, bir tarafta eğitim harcamalarını karşılamakta zorlanan milyonlarca ailenin, diğer tarafta ise yoksulluk sınırının altında ücretlerle çalışan eğitim emekçilerinin bulunduğunu söyledi.

Okulların da en temel ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli bütçe ve personelden yoksun bırakıldığını savunan İmrek, Millî Eğitim Bakanlığı’nın görevinin öğretmenlerin ne giyeceğini belirlemek ya da yeni denetim mekanizmaları oluşturmak olmadığını ifade etti.

İmrek, Bakanlığın görevinin her çocuğun parasız, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde nitelikli eğitim hakkını güvence altına almak, eğitim emekçilerine ise güvenceli ve insanca çalışma koşulları sağlamak olduğunu söyledi.

Okulların bütçesiz bırakılması, eğitim harcamalarının velilere yüklenmesi ve eğitim emekçilerinin güvencesizleştirilmesinin aynı politikanın parçaları olduğunu savunan İmrek, çocukların ailelerinin ekonomik durumundan bağımsız olarak nitelikli eğitime erişebildiği, velilerin çocuklarını okutabilmek için borçlanmak zorunda kalmadığı ve okulların temel ihtiyaçlarının kamu bütçesinden karşılandığı bir eğitim sisteminin mümkün olduğunu belirtti.

Eğitim Sen olarak 2026-2027 eğitim-öğretim yılında da öğrencilerin eğitim hakkı, velilerin üzerindeki ekonomik yükün kaldırılması ve eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması için mücadeleyi sürdüreceklerini belirten İmrek, açıklamasını “Parasız, kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim hakkından vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle tamamladı.







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM Haberleri

HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI