|
Tweet |
Adana Ekoloji Platformu, Tarım Orkam-Sen Adana Şubesi ve İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi adına konuşan Demirçin, Birleşmiş Milletler'in 1972 yılında Dünya Çevre Günü'nü ilan ettiğini hatırlatarak, aradan geçen 54 yılda çevre sorunlarının çözülmek bir yana daha da derinleştiğini ifade etti.
İklim krizinin artık tüm dünyada hissedildiğini vurgulayan Demirçin, "Bilim insanları geri dönülmez bir iklim yıkımının eşiğinde olduğumuzu söylüyor. Buna rağmen devletler ve şirketler doğayı tüketen politikalarını sürdürmeye devam ediyor. Küresel sıcaklık artışını sınırlandırma hedefleri şimdiden aşılmış durumda" diye konuştu.
Biyolojik çeşitlilik kaybının alarm verici boyutlara ulaştığını belirten Demirçin, ormanların enerji ve madencilik faaliyetleri uğruna yok edildiğini, aşırı üretim ve tüketim politikalarının gezegenin sınırlarını zorladığını söyledi. Endüstriyel tarım ve hayvancılığın da iklim krizini derinleştiren unsurlar arasında yer aldığını kaydetti.
Türkiye'deki çevre politikalarını da eleştiren Demirçin, son yıllarda madencilik ruhsatlarında büyük artış yaşandığını, orman ve tarım alanlarının şirketlerin kullanımına açıldığını savundu. Türkiye'nin sera gazı emisyonlarının hızla yükseldiğini belirten Demirçin, kömüre dayalı enerji üretiminin sürdürülmesinin iklim hedefleriyle çeliştiğini ifade etti.
Adana'nın plastik atık ithalatından en fazla etkilenen kentlerden biri olduğunu dile getiren Demirçin, "Avrupa ülkelerinden gelen milyonlarca ton atığın önemli bir bölümü Adana'ya getiriliyor. Bu durum toprağımızı, suyumuzu ve havamızı kirletiyor" dedi.
Kasım 2026'da Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne de değinen Demirçin, çevre örgütlerinin alternatif olarak Halkların İklim Zirvesi'nde bir araya geleceğini belirterek, toplumun tüm kesimlerini çevre mücadelesine katılmaya çağırdı.
Demirçin açıklamasını, "Havamıza, suyumuza ve toprağımıza sahip çıkmak zorundayız. Yaşanabilir bir dünya için birlikte mücadele etmekten başka seçeneğimiz yok" sözleriyle tamamladı.