|
Tweet |
Havalar yaz gelmesiyle aşırı ısındı. Sıcak havalar canlıların yaşamlarını olumsuz etkilerken, birde havaların ısınmasıyla deprem olur mu endişesi insanlarda yaşanmaya başladı. Yakın zamanda 11 ili etkileyen 7.7 ve 7.6'lik Kahramanmaraş merkezli depremlerin travması da bu düşünceye tuz biber oldu.
Sıcak havalarda depremin bağlantısının olup olmadığını İzmir’deki Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve AFAD- Afet Yönetimi Bilimsel Destek Kurul Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir anlattı. Sözbilir şunları söyledi:
Küresel iklim değişikliği ve aşırı sıcaklar nedeniyle deprem olacağına dair söylentiler toplumu endişelendirmeye başladı. Atmosferik olayların depremle bağlantısı, pek kabul edilen bir durum değil. Çünkü depremlerin levha tektoniği kuramına göre oluştuğu kabul edilir. Depremler, dünyanın iç yapısındaki dinamizmle ilgilidir.
KIRILMA GERÇEKLEŞİR
Yerin derinliklerindeki manto dediğimiz katmanda gelişen konveksiyon akımları nedeniyle yeryüzünden 100 kilometre derinliğe kadar inen katı litosfer parçalarının 'astenosfer' denilen daha sünek malzeme üzerinde birbirine göreceli hareketleri levha sınırlarında sıkışma, genişleme veya yanal yönde stres birikimine neden olur. Bu stres, kayaların kırılmaya karşı olan direncini aşınca, fay dediğimiz zayıflık düzlemleri boyunca kırılma gerçekleşir. Böylece fay boyunca birkaç saniye, dakika içinde devasa boyutta bir enerji boşalımı olur. Bunu zeminde sarsıntı şeklinde, fay üzerinde ise fiziksel bir yırtılma-parçalanma şeklinde hissederiz.
DÜNYA ÜZERİNDE İNSANLARIN YAŞAYAMAYACAKLAR OLACAKTIR
Atmosferik olaylar, yeryüzü ile güneş arasındaki değişimlerle ilişkilidir. Tabii ki dünyanın iç yapısı ile etrafındaki atmosferik olaylar arasındaki denge bozulmadığı sürece, insanlar için yer yüzeyinde yaşama şansı devam edecek. Ama şunu unutmamakta fayda var. Dünyanın 4,5 milyar yıllık hayatında insanlar için uygun olmayan ortamlar binlerce kez tekrar etmiştir. Bugün insanların etkisi olsa da olmasa da dünya üzerinde gelecekte de insanların yaşayamayacağı ortamlar olacaktır. Bu nedenle doğayı iyi tanımalı ve doğa ile barışık yaşam alanları oluşturacak politikalar üretmeliyiz."