|
Tweet |
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Güney Bölge Şube Başkanı Çiğdem Eroğlu, Adana’nın 2030 yılında susuz kalabileceğini söyledi.
Güney Kore’deki Pusan Üniversitesi’nde bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre, iklim değişikliğinin etkileri hızla artarken, Adana ve Mersin 2030 yılında içme suyunun tükeneceği “Sıfır Günü Kuraklığı” ile karşı karşıya kalınabileceğini iddia etti. Araştırmanın sonuçları, dünyanın önde gelen bilim dergilerinden Nature’da yayımlandı. Susuzluk konusu günümüzde kentin kırsal kesimlerinde bulunan bazı köylerinde boy göstermeye başladı.
Konu ile ilgili TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Güney Bölge Şube Başkanı Çiğdem Eroğlu yaptığı değerlendirmede, Adana’nın 2030 yılında susuz kalabileceğini söyledi. İçecek suyun kalmayacağını anlatan Eroğlu, “Gıdanın, tarımın, hayvancılığın kötü duruma gelmesinin, temelinde yatan neden, dünya enerji ve madenlerimiz ile gündeme gelip ve bunları talan eden sebep su savaşlarıdır. Suyumuz bitmek üzere, Adana 2030 yılında aynı şekildeki su politikası ile giderse susuz kalacak. Hayvancılık, gıda, tarım artık konuşulmayacak. Çünkü içecek suyumuz kalmayacak” dedi.
Su sorunun ulusal bir sorun olduğuna dikkat çeken Eroğlu, “Kimyasal olarak dünya kartelleri proteinin eş değeri olan maddeyi kimyasal olarak üretti. Yani içerisinde bir gram et bulunmayan protein ürettiler. Bizi yok etmenin çok önemli yollarını buldular. Suyu yok edersek gıda hayvancılık hepten yok olacak zaten. Buda bölgesel değil ülkemizin sorunu. Suyla ilgili elimizden gelen her türlü tasarrufu yapmalıyız. Ozona füzeler fırlatıyorlar. Dünyanın dengesi ile oynuyorlar. Yağışlara engel oluyorlar. Çöllere yağmur yağdırıp, yağmur yağan alanları çöle döndürüyorlar. Herkes su konusunda dikkatli olmalı. Su konusunda tasarruflu davranmalıyız” diye konuştu.
Güney Kore’deki Pusan Üniversitesi bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre, iklim değişikliğinin etkileri hızla artarken, Adana ve Mersin 2030 yılında içme suyunun tükeneceği “Sıfır Günü Kuraklığı” ile karşı karşıya kalabilir. Araştırmanın sonuçları, dünyanın önde gelen bilim dergilerinden Nature’da yayımlandı. Çalışmada; yükselen sıcaklık, artan buharlaşma oranı, azalan nehir akışları ve su kaynaklarındaki ciddi azalma dikkate alındı. Bu verilere göre, Akdeniz havzası, 21. yüzyılın en ciddi su krizlerinden birini yaşaması beklenen bölgeler arasında yer alıyor.
Uzmanlar ise, konu ile ilgili yaptıkla değerlendirmede, Adana’nın tarımsal üretim ağırlıklı yapısı nedeniyle kuraklıktan en çok etkilenecek şehirlerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye genelinde tatlı su kaynaklarının yüzde 77’sinin tarımda kullanıldığı hatırlatılarak, özellikle sulama yöntemlerinin acilen gözden geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Araştırmada, damlama sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve su yönetiminin güçlendirilmesi, bölgedeki su krizinin etkilerini azaltmak için öncelikli adımlar olarak sıralandı.
Bilim insanları, önlem alınmaması halinde Adana’nın önümüzdeki yıllarda hem içme suyu sıkıntısı hem de tarımsal üretimde ciddi kayıplarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. “Sıfır Günü” ifadesiyle, içme suyu kaynaklarının tamamen tükeneceği güne dikkat çekilerek, Adana ve Mersin’in bu riskle doğrudan karşı karşıya olduğu belirtildi.